Skip to main content
  • Doktorasını 2016 yılında Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde tamamlayan Utku Özmakas'ın çalışma alanları arasın... moreedit
“Machiavelli, neredeyse romantik denebilecek bir tavırla prensin… güzel başarısızlığını över. Oysa ki düşünürün genel geçer imgesi, başarı uğruna her şeyi yapmaya hazır bir muhteristen söz edildiğini düşündürür. Zaferi elinin tersiyle... more
“Machiavelli, neredeyse romantik denebilecek bir tavırla prensin… güzel başarısızlığını över. Oysa ki düşünürün genel geçer imgesi, başarı uğruna her şeyi yapmaya hazır bir muhteristen söz edildiğini düşündürür. Zaferi elinin tersiyle iten bu adam da kim? Machiavelli’nin içinde Machiavelliler mi var; yoksa genel geçer imgede mi bir sorun var? Demek ki, ‘Makyavelci Machiavelli’ imgesine o kadar da güvenmememiz gerekiyor.”

Machiavelli ve büyük eseri Prens’in, “amaca giden her yol mubahtır” anlamındaki Makyavelcilik’le özdeşleşerek ünlenmiş olduğunu biliyoruz. Bu kitap, Machiavelli’nin düşünsel ufkunun asla bununla tüketilemeyeceğini, dahası onun aslında Makyavelci olmadığını bir defa daha gösteriyor. Hem Prens’i, hem başta Leo Strauss olmak üzere hakkındaki literatürü didik didik okuyarak, düşünürün kavramsal avadanlığını merakla elden geçiren bir metinle karşı karşıyayız: Virtù (beceri), fortuna (talih), ironi, politik bellek, şiddet, din, sözleşme, karşılaşma, ordu-bürokrasi, yanıltma politikası, somut gerçeklik, imge, maske, sağduyu, astroloji, kozmoloji… Ve başta beceri-talih ikiliği olmak üzere, kavramsal kutuplar arasındaki gerilimler, buluşmalar ve buluşamamalar…

Utku Özmakas, Machiavelli’nin kavramları müphem bırakan, metaforlarla ilerleyen düşünme tarzındaki hikmetin zevkine varır ve vardırırken, bu düşüncedeki zengin olanakları, olasılıkları arıyor. Tartışarak anlatan diliyle, bu arayışında okuru da yanına katıyor. Zaten, sadece Prens’i anlama kılavuzu değil “sizi çarpan, zorlayan, ilk etapta kuşatamadığınız bir metin karşısında hevesini kaybetmeme kılavuzu” olarak tanımlıyor kitabın amacını.
Download (.pdf)
“Ana akım medya tarafından bulandırılmış bir zihin, anlam üzerinde verilen mücadeleye kulaklarını tıkamış olsa bile, felsefe bu noktada çatlaklardan sızarak gerçekliğe bir çağrı görevi görebilir. Örneğin, ‘ölü ele geçirildi’ ile... more
“Ana akım medya tarafından bulandırılmış bir zihin, anlam üzerinde verilen mücadeleye kulaklarını tıkamış olsa bile, felsefe bu noktada çatlaklardan sızarak gerçekliğe bir çağrı görevi görebilir. Örneğin, ‘ölü ele geçirildi’ ile ‘öldürüldü’ arasındaki fark üzerine kafa yormak bile önemli bir kapıyı aralayabilir; yerleşik düşünme alışkanlıklarını yerle bir edebilir. İşte bu anlam mücadelesinde yeni cepheler açan biyopolitika, zihnimizin normatif cam tavanını tuzla buz etmek için gereken çekici sunuyor.”

Biyopolitika, yakın dönem sosyal teorinin ve siyaset biliminin anahtar kavramlarından birisi. Hayatla ilgili düzenlemelere analitik ve politik bir bakış için pencere açıyor çünkü. Buradan bakınca görecek çok şey var ve bu sayede birçok “alışıldık” şeyi başka bir gözle görmek mümkün. Öncelikle, iktidarın bedenlerle, genetikle, nüfusla istatistikle, cinsellikle ilişkisini… Özne ve öznelliğin kuruluşunu… Yaşam gibi ölümcül, ölüm gibi yaşamsal bir meseleyi… Utku Özmakas, öncelikle, biyopolitikayı “moda kavram” kisvesinden sıyırmaya önem veriyor. Kavramın gelişme seyrini, farklı nesnelliklere açılan yüzlerini, değişik stratejik kullanımlarını ve bunlar arasındaki bağlantıları, gerilimleri inceliyor. Bunu, kavramın “başlatıcıları” sayılabilecek Michel Foucault, Giorgio Agamben ve Michael Hardt – Antonio Negri’nin düşünsel serüvenlerinde derinleşerek yapıyor. Kitabın alt başlığı, iktidar ve direniş, biyopolitikayı tek yönlü ve adeta otomatik işleyen bir iktidar tekniği olarak değil, aynı zamanda direniş imkânlarının kaynağı olarak görmenin işaretidir. Konusuna vukufla eğilirken, bir dertle ve merakla düşünmenin zevkini, tutkusunu yansıtan bir kitap.
Research Interests:
Download (.pdf)
İlk kitabı Şiirimizde Milenyum Kuşağı dolayısıyla Necmiye Alpay’ın “Beklenen şiir eleştirmeni geldi” diye muştuladığı Utku Özmakas, ikinci kitabı Şiir İçin Paralaks’ta “İkinci Yeni’den Günümüze Alternatif Bir Şiir Tarihi” yazıyor. Bir... more
İlk kitabı Şiirimizde Milenyum Kuşağı dolayısıyla Necmiye Alpay’ın “Beklenen şiir eleştirmeni geldi” diye muştuladığı Utku Özmakas, ikinci kitabı Şiir İçin Paralaks’ta “İkinci Yeni’den Günümüze Alternatif Bir Şiir Tarihi” yazıyor. Bir eleştirmen gözüyle, felsefe kavramlarının açtığı imkânlarla Turgut Uyar, Ece Ayhan, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ergin Günçe, Enis Akın, Osman Konuk, Akif Kurtuluş, Necmi Zekâ, Murat Menteş, “nostaljiye sıkışan” şairler, şiir ödülleri ve yüceltilmesi “bir el alışkanlığı”na dönüşen İkinci Yeni’ye bakıyor. Herkes bir şeye bakarak düşünür, Utku Özmakas iyi ki şiire bakarak düşünüyor.
Research Interests:
Download (.pdf)
Şiirimizde Milenyum Kuşağı şiir eleştirimizde pek rastlanmayan türden bir çalışma. Utku Özmakas genç yaşına rağmen henüz ilk kitabında, hemen herkesin şiiri ve şairliği hakkında uzlaştığı isimler yerine büyük bir çoğunluğu 2000`li... more
Şiirimizde Milenyum Kuşağı şiir eleştirimizde pek rastlanmayan türden bir çalışma. Utku Özmakas genç yaşına rağmen henüz ilk kitabında, hemen herkesin şiiri ve şairliği hakkında uzlaştığı isimler yerine büyük bir çoğunluğu 2000`li yıllarda şiir yayımlamaya başlayan genç şairleri merkeze alarak riskli bir alanı tarıyor. Hazır bilgi derleme kolaycılığına kaçmadan, özgün ve cesur tespitlerle çıkıyor okurun karşısına. Şiirimizde Milenyum Kuşağı günümüz şiirinin Türk şiirindeki yeri hakkında fikir edinmek isteyen herkesin yararlanabileceği temel bir kaynak…
Research Interests:
Download (.pdf)
[ Utku Özmakas ile birlikte, Praksis, sayı: 40 ] Öz: Burjuva tarih yazımı, faşizmi ortaya çıkaran momentumu " sapma " , " doğal düzenin bozulması " ya da " kötücüllük " olarak resmetmektedir. Tarihsel örneklerle birlikte faşizmlere dair... more
[ Utku Özmakas ile birlikte, Praksis, sayı: 40 ]

Öz: Burjuva tarih yazımı, faşizmi ortaya çıkaran momentumu " sapma " , " doğal düzenin bozulması " ya da " kötücüllük " olarak resmetmektedir. Tarihsel örneklerle birlikte faşizmlere dair " nesnel " bir analiz oluşturulmaya çalışıldığında ise, sınıfsal ilişkilerinin belirlenimindeki " kriz " vurgusu öne çıkar. İdeolojik, siyasal ve ekonomik merhalelere sahip kriz koşulları, sınıfsal çelişkilerin uzun vadede dışavurumunun neticeleridir. Antonio Gramsci ve onu izleyen Nicos Poulantzas'ın faşizm analizinde, faşizmi diğer tip diktatöryel ve baskıcı yönetimlerden ayıran kritik nokta, faşist ideolojinin sınıf yapı-lanmasındaki etkisi ve devlet aygıtlarının kazandığı biçimdir. Krizin derinliğine ve genişliğine bağlı olarak, devletin zor aygıtları ile ideolojik aygıtları arasındaki bütünleşme eğilimi artar. Buna bağlı olarak, faşist ideoloji farklı toplumsal ve ideolojik bileşenlerle tahkim edilir. Bu makalede Marksist bir bakış açısıyla, klasik faşizm dönemlerindeki ideolojinin öğeleri, ilgili toplumsal formasyondaki görünümleri ve kitlenin motivasyonunun sağlanma şekli ele alınacaktır. Sonuç olarak, faşist ideolo-jinin soyut fenomenlerin toplamından veya Marx'ın dediği üzere " bir bireyin zora başvurmasından " ibaret olmadığı, maddi ilişki ve çelişkilerce de şekillendirildiği iddia edilecektir.

Abstract: The bourgeois historiography depicts the moment which created fascism as " deflection " , " breakdown of the natural order " or " malignance ". Together with the historical examples, an " objective " analysis on fascism emphasizes the " crises " which determined by the class relations. The conditions of crisis have ideological, political and economical dimensions which result from contradictions between classes in the long run. In the analyses of Antonio Gramsci and Nicos Poulantzas, the critical point which differentiates fascism from other types of dictatorial and oppresive governments is the effect of fascist ideology on class organization and the form acquired by the state apparatuses. The tendency of integration between coercive and ideological apparatuses increases depending on level and depth of the crisis. In accordance with that, fascist ideology is strengthened by different social and ideological elements. In this article, the elements of ideology during classical fascist periods, the manifestation of social formation at stake, and the ways of motivation of masses will be discussed from a Marxist point of view. Consequently, it is argued that fascist ideology is not only a combination of abstract phenomena or " only the violent act of a single individual " as Marx has stated, but also shaped by material relations and contradictions.
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
A Philosophical Approach to Turgut Uyar’s “Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar Aşağlarda,” In this article, Turgut Uyar’s –who is one of the pioneering poets of “İkinci Yeni”– poem entitled “Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar... more
A Philosophical Approach to Turgut Uyar’s “Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar Aşağlarda,”

In this article, Turgut Uyar’s –who is one of the pioneering poets of “İkinci Yeni”– poem entitled “Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar Aşağlarda,” will be examined in the light of philosophical concepts. Even though Uyar’s poetry is usually evaluated as “hopeless” or “un- happy”, indeed it has a wider emotional catalogue. Uyar’s poetry cap- tures his own era from different angles. In order to perceive his poetry, one has to recourse philosophical concepts. In this context, two main themes in this poem are examined. The first of these is engaging with notion of “catharsis” as one of the basic characteristics of art through the eyes of philosophy. The second one is the “ideology of heroism” which is frequently criticized by philosophers. Uyar, on the one hand, poetizes a person who lives in conflict with the values of his own era, trying to purify himself. That purification is an indispensable element of self-consciousness process as the first imperative of philosophy. As known, conflicts between social and ethic values lead to the birth of tragic heroes. The second theme that Uyar discusses in this poem re- lates to this topic directly. The poet undermines the figure of “hero” in general by criticizing the tendecy of creating a hero from that conflict. Consequently, this article tries to show how Uyar dealt with the two primordial issues of history of humanity by a philosophical approach.
Research Interests:
Download (.pdf)
Siyasetin sabit bir özneyi gerektirdiği varsayımı modern siyaset felsefesinin asli temalarından birisidir. Ne var ki bu varsayımın bir yandan özne öte yandan da siyaset kuramlarına ilişkin kimi alanları eleştirilemez olarak işaretlediği... more
Siyasetin sabit bir özneyi gerektirdiği varsayımı modern siyaset felsefesinin asli temalarından birisidir. Ne var ki bu varsayımın bir yandan özne öte yandan da siyaset kuramlarına ilişkin kimi alanları eleştirilemez olarak işaretlediği de açıktır. Bu eleştirilemezliğin aşılması için yakın tarihte geliştirilen siyaset felsefesi girişimlerinin öncelikli olarak siyasetin öznesinin kim ya da ne olduğunu tartışmaya açması hiç de şaşırtıcı değildir. Siyaset felsefesinin, öznenin (ya da kimilerine göre failin) konumunu tartışmaya açması, " öznenin ölümü " yle bu düşüncenin karşısında yer alan muhalifler arasında ciddi bir tartışma yaratmıştır. " Öznenin ölümü " , yalnızca özne kuramlarını ya da bilgikuramını etkileyen değil, artçı sarsıntıları siyasetin tam da merkezinde yankılanan bir düşüncedir. Sadece siyasete değil, felsefenin her alanına taşınan bu tartışma, siyaset özelindeyse " kurucu özne " tartışmasını doğurmuştur. Kurucu öznenin niteliğindeki değişim aslında siyasetin nesnesinin ve siyaset yapma yordamlarının değişiminin bir göstergesidir. Bu değişimin sonucuysa genellikle sabit özneye dayanan kuramların aksine farka dayanan ve farkı önemseyen siyaset felsefesi girişimlerinin bir yandan siyasal alanı yeniden tanımlanmasında, öte yandan da kurucu özne tartışmasını yeniden alevlendirmesinde vücut bulmuştur. Siyasetin farklı alanlarda, farklı angajman ve araçlarla yapılması düşüncesi, ister istemez siyasetteki farklı mücadelelerin nasıl tek bir çatı altında toplanabileceği tartışmasını doğurdu. Siyaset felsefesinin sol kanadı göz önüne alındığında tartışmanın başlangıç noktasını Marx olarak belirlemek olanaklıdır. Siyasetin kurucu öznesini proletarya olarak belirleyen Karl Marx'ın görüşleri Laclau, Mouffe, Derrida, Foucault, Deleuze ile Guattari, Zizek, Negri ile Hardt gibi günümüzün pek çok ünlü siyaset felsefesi düşünürü için yalnızca bir temel olmakla kalmamış, aynı zamanda aşılmaya çabalanan bir bariyer de olmuştur. Marx'ın sınıf kavrayışını
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Research Interests:
Research Interests:
Download (.pdf)
Farklı akımları, eğilim ve yaklaşımları içinde barındıran, bazı konularda ayrışan ve birleşen feminizm anlayışlarına taze bir soluk: %99 İçin Feminizm. İlhamını kısa süre önce dünyanın çeşitli ülkelerinde patlak veren feminist grev... more
Farklı akımları, eğilim ve yaklaşımları içinde barındıran, bazı konularda ayrışan ve birleşen feminizm anlayışlarına taze bir soluk: %99 İçin Feminizm.

İlhamını kısa süre önce dünyanın çeşitli ülkelerinde patlak veren feminist grev dalgalarından alan Arruzza, Bhattacharya ve Fraser bir konuda çok net: Toplumsal cinsiyet şiddeti farklı biçimler alsa da kapitalist toplumsal ilişkilerin sonucudur ve dolayısıyla bugün feminizm her zamankinden daha fazla antikapitalist bir karaktere bürünmelidir.

Tüketiciliği pompalayarak kendine yeni bir pazar yaratan ticari feminizmle de, kariyer basamaklarını o kırılan cam tavanların döküntülerini süpürmeye mahkûm kızkardeşlerimizin omuzlarına basarak tırmanmamızı öğütleyen liberal feminizmle de arasına mesafe koyan; cinselliği ve cinsel kimlikleri düzenleyen değil, özgürleştiren; ırkçılık ve sömürgecilik karşıtı; enternasyonalist, eko-sosyalist bir feminizmin manifestosu bu.
Üstelik, bir mücadele aracı olan grevi bürokratlaşmış sendikaların elinden alarak yeniden icat eden ve antikapitalist bütün radikal hareketlerle ittifak kurmayı hedefleyen bir feminizmin. Arruzza, Bhattacharya ve Fraser’ın kürtajdan bakıma, sağlıktan barınmaya, şiddetten cinselliğe kadar pek çok sorunu ele aldığı ve eşzamanlı olarak on dört dilde yayımlanan bu manifesto, kapitalizmin kâr hırsının temelde kadınların sömürüsü üzerine inşa edildiğini gözler önüne sererken, coşkuyla bir çözüm de sunuyor: %99 İçin Feminizm.

Dünyanın üstünde bir hayalet dolaşıyor: Feminizmin hayaleti.
Download (.pdf)
Radikal Kadınlar, kadim zamanlardan günümüze, dünyanın dört bir yanında yaşamış ve onlara biçilen rolü reddetmiş öncü kadınların ilham verici hikâyelerini anlatıyor. Karşılarına çıkan her engele ve zorluğa göğüs gererek devlet başkanı,... more
Radikal Kadınlar, kadim zamanlardan günümüze, dünyanın dört bir yanında yaşamış ve onlara biçilen rolü reddetmiş öncü kadınların ilham verici hikâyelerini anlatıyor. Karşılarına çıkan her engele ve zorluğa göğüs gererek devlet başkanı, asker, ressam, casus, korsan, futbolcu veya bilgisayar programcısı olmayı başarmış her yaştan, ırktan ve sınıftan kadınların hikâyelerini…


Engelleri aşa aşa yürüyen, tehditlere aldırmadan yaşadıkları toplumların geleneklerine başkaldıran, şüpheli bakışları sonunda yere eğen ve yollarından asla şaşmayan bu kadınlar, bizi küçük ya da büyük ama hep kararlı mücadelelerine ortak olmaya çağırıyor.

Radikal Kadınlar yalnızca tutkulu ve cesur kırk kadının hikâyesi değil; gelenekler, yasalar ve erkekler ne derse desin başkaldıran bütün kadınlara da bir methiye...
Research Interests:
Download (.pdf)
Queer teori nedir? Genellikle LGBT hareketine dair bir kimlik politikası olarak yorumlanan ve toplumsal cinsiyet rollerini alt üst eden bu düşüncenin temelleri nelerdir? Feminizm ve postyapısalcılık gibi kuramlarla birleşme ve ayrışma... more
Queer teori nedir? Genellikle LGBT hareketine dair bir kimlik politikası olarak yorumlanan ve toplumsal cinsiyet rollerini alt üst eden bu düşüncenin temelleri nelerdir? Feminizm ve postyapısalcılık gibi kuramlarla birleşme ve ayrışma noktaları hangileridir? Akademisyen-aktivist Meg-John Barker ile çizer Julia Scheele bu grafik kitapta bir süredir dünyada çığır açan queer düşüncenin ve LGBTQ+ hareketinin tarihçesine tüm yönleriyle ışık tutuyorlar.

Pop kültüründen sinemaya, militan hareketlerden akademiye, James Bond ve Judith Butler’dan Oz Büyücüsü’ne önemli isimler ve karakterler aracılığıyla queer kuramı biçimlendiren insanları, düşünce ve olayları irdeliyorlar.

Queer: Resimli Bir Tarih, kimlik politikası ve toplumsal cinsiyet rollerinden imtiyaz ve dışlamaya, “normal” kavramını oluşturan statükonun boyunduruğundan kurtulma yollarından cinsiyet ve cinselliğe ilişkin yaklaşımların kültürle ilişkisine ve değişim ihtimallerine dair ufuk açıcı bir gezinti.

Verili olan ve dayatılanla yetinmeyip her zaman farklılaşma cüretini gösterebilenlere...
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Şiddet, yaşadığımız yüzyılı tarif ederken dilimizden düşmeyen ve yakıcılığını her geçen gün daha sarsıcı şekilde hissettiğimiz bir gerçeklik. Şiddetin olmadığı bir dünya düşlemenin bile yadırgandığı günümüzde, onu azaltmaya ve son kertede... more
Şiddet, yaşadığımız yüzyılı tarif ederken dilimizden düşmeyen ve yakıcılığını her geçen gün daha sarsıcı şekilde hissettiğimiz bir gerçeklik. Şiddetin olmadığı bir dünya düşlemenin bile yadırgandığı günümüzde, onu azaltmaya ve son kertede ortadan kaldırmaya yönelik her türden girişim, öncelikle düşünsel bir cesaret gerektiriyor: Klişelerden sıyrılma ve hakiki düşüncenin derinliklerine dalma cesaretini.

"Şiddet döngüsünü kırmak için ne yapmak gerekir?" sorusuna yanıt arayan bu grafik roman, Arendtʼten Fanonʼa, Foucaultʼdan Butlerʼa, Saidʼden Sontagʼa insanlık tarihinin en önemli düşünürlerinden bazılarının eleştirel yaklaşımlarına çizgilerle mercek tutuyor. "Başka bir dünya mümkün" diyenler için hem ufuk açıcı hem de soluk soluğa okunacak bir kılavuz...
Download (.pdf)
“Bütün dünyada bir öfke kol geziyor. (…) Haklı, çok haklı bir öfke bu! Gelgelelim yanlış bir yere yöneliyor. Dahası, eğer bu öfkeyi doğru hedeflere yöneltemezsek hepimizi yok edecek. (…) Bu öfkenin özünde umut var: Her şeyin daha iyi... more
“Bütün dünyada bir öfke kol geziyor. (…) Haklı, çok haklı bir öfke bu! Gelgelelim yanlış bir yere yöneliyor. Dahası, eğer bu öfkeyi doğru hedeflere yöneltemezsek hepimizi yok edecek. (…) Bu öfkenin özünde umut var: Her şeyin daha iyi olabileceğine, geçmişin geri dönebileceğine, barışın yeniden sağlanabileceğine ve bir gün her şeyin yerli yerine oturabileceğine dair bir umut. Ne var ki bu umut tam aksinin şeklini alıyor: Zenginlerin gücünü katlıyor; dünyayı daha şiddet dolu, yaşamak için daha beter bir yer haline getiriyor. Faşistler ve köktendinciler de öfkeli, onlar da çocukları için kendilerince daha iyi bir dünya yaratmak istiyor; yine de öfkelerini boşaltma biçimleri tam aksi yönde bir etki yaratıyor. (…) Öfkeyi sermayenin iktidarına, paranın hükümranlığına duyulan bir öfkeye dönüştürebilir miyiz yeniden?” Dünyanın bütün “aşağıdakileri” arasında kol gezen öfke, nasıl gerçek demokrasiye doğru bir yol açabilir? Bu öfke, nasıl, “doğru” bir dava için güç toplamayı sağlayabilir?

Bu sorulara cevap ararken, paraya odaklanıyor elinizdeki politik çözümleme. Paranın egemenliğine, paranın kendini değişmez, ebedî bir gerçeklik ve “her şey” gibi kabul ettirmesine isyan ediyor. Paranın, toplumsal ilişkileri zehirleyen bir saldırganlık biçimi olduğunu gösteriyor. Hayatın parasallaştırılmasının insaniyetimizi nasıl “bozduğunu” bir defa daha hatırlatıyor.


John Holloway’in Leeds Üniversitesi’nde verdiği bir dizi derse dayanan metin, öğrencilere hitap etmenin etkililiğiyle ve heyecanıyla akıyor. Dünyayı değiştirme azminin enerji kaynaklarına inen, küçük ve tutkulu
bir söylev...
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Bu küçük kitap, dünyayı değiştirme mücadelesi için iyimser bir ufuk çiziyor. Kapitalizmin ve sermayenin “lüzumsuzluğunu” bilmenin büyük güveniyle… İnsan haysiyetinin çiğnenmesine isyan ederek… Sistemde çatlaklar açarak… Peşin... more
Bu küçük kitap, dünyayı değiştirme mücadelesi için iyimser bir ufuk çiziyor. Kapitalizmin ve sermayenin “lüzumsuzluğunu” bilmenin büyük güveniyle… İnsan haysiyetinin çiğnenmesine isyan ederek… Sistemde çatlaklar açarak… Peşin “biliyoruz”larla değil, sorgulayarak ilerlenecek bir yol…

Zapatista hareketinin özgün yorumcusu olarak da bilinen John Holloway’in fikirlerini öğrencilere ve eylemcilere anlattığı, onların sorularını yanıtladığı, heyecanlı bir teorik-politik gezinti.

“Holloway’in Marksizmi, devlet türetmeciliğinin, otonom geleneğin, eleştirel kuramın ve Zapatista hareketinden gelen içgörülerin yaratıcı ve özgün bir bileşimidir.”

Andrej Grubacic
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Kulağa dolar dolmaz mide bulantısına dönüşen bütün sözcükler tahakkümün izini taşır. Bunlar basit bir biçimde anlık bir dalgınlık ya da vicdan uykusuyla açıklanamaz. Aksine, egemenin nobranlığının bütün hafifliğiyle diplerden yükselip su... more
Kulağa dolar dolmaz mide bulantısına dönüşen bütün sözcükler tahakkümün izini taşır. Bunlar basit bir biçimde anlık bir dalgınlık ya da vicdan uykusuyla açıklanamaz. Aksine, egemenin nobranlığının bütün hafifliğiyle diplerden yükselip su yüzüne vurmasından başka bir şey değildir.
Research Interests:
Download (.pdf)
Alain Badiou'nün Gerçek Yaşam kitabı üzerine...
Research Interests:
Download (.pdf)
Paul Nizon'un Köpek romanı üzerine...
Research Interests:
Download (.pdf)
Kemal Varol'un Bakiye kitabı üzerine...
Research Interests:
Download (.pdf)
2000'ler şiiri üzerine...
Research Interests:
Download (.pdf)
Alfa Yayınları'ndan Emel Lakşe çevirisiyle çıkan "Felsefe Kitabı"nın çevirisinin eleştirisi.
Research Interests:
Download (.pdf)
Yılmaz Güney'in Duvar filmi üzerine.
Research Interests:
Download (.pdf)
Göçmen sorunu ve biyopolitika üzerine...
Research Interests:
Furkan Akderin'in Say Yayınları'ndan çıkan "Devlet Adamı" çevirisi üzerine bir eleştiri.
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Cahil Hoca üzerine söyleşi - Duvar dergisi - sayı: 21- Savaş Kılıç, Utku Özmakas, Aydın Çam ve Yılmaz Varol.
Research Interests:
Download (.pdf)
Ufuk Akbal'ın "Sağcılık Şiirleri" kitabı üzerine...
Research Interests:
Download (.pdf)
Tepenin Ardı filmi üzerine eleştiri.
Research Interests:
Download (.pdf)
Bu yazı aynı zamanda Şiir İçin Paralaks'ta yayımlanmıştır.
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Aralarında Patti Smith, Salman Rushdie, Alberto Manguel ve Jon Lee Anderson’ın da bulunduğu bir grup akademisyen, sanatçı, entelektüel ve edebiyatçı, ABD’nin Teksas eyaletindeki Tornillo kentindeki çocuk mülteci kamplarıyla ilgili bir... more
Aralarında Patti Smith, Salman Rushdie, Alberto Manguel ve Jon Lee Anderson’ın da bulunduğu bir grup akademisyen, sanatçı, entelektüel ve edebiyatçı, ABD’nin Teksas eyaletindeki Tornillo kentindeki çocuk mülteci kamplarıyla ilgili bir açık mektup yayınladı.
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Brad Evans, şi€ddeti€n tezahürleri€ ve nedenleri€ üzerine düşünürlerle yaptığı söyleşi di€zi€si€ne eğitim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Henry Gi€roux €ile devam edi€yor. “Örgütlü unutuşun şi€ddeti€”nden başlayan söyleşi€,... more
Brad Evans, şi€ddeti€n tezahürleri€ ve nedenleri€
üzerine düşünürlerle yaptığı söyleşi di€zi€si€ne eğitim
alanındaki çalışmalarıyla tanınan Henry Gi€roux €ile
devam edi€yor. “Örgütlü unutuşun şi€ddeti€”nden başlayan
söyleşi€, şirketleşen üniversitelerden politik tepki€leri€n
yeri€ni€ alan duygusal tepki€lere kadar pek çok öneml€i
soruna deği€ni€yor. Eğ€iti€mi€n demokrasi€ni€n vazgeçi€lmez bi€r
parçası olduğunu dile geti€ren Gi€roux, ırksal ve sınıfsal
eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasında eğitimi€n önemi€ne€
işaret ediyor.
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Fanon Kitabı'nın önsözünden...
Research Interests:
Download (.pdf)
Brad Evans’ın odağına “şiddet” kavramını aldığı söyleşi dizisinin ilk konuğu Simon Critchley’di. Düşünür bu söyleşide şiddetin münferit ve müstakil bir hadise olarak görülmesinin yanlışlığını işaret ederek şiddet döngüsünü kırmak için... more
Brad Evans’ın odağına “şiddet” kavramını aldığı söyleşi dizisinin ilk konuğu Simon Critchley’di. Düşünür bu söyleşide şiddetin münferit ve müstakil bir hadise olarak görülmesinin yanlışlığını işaret ederek şiddet döngüsünü kırmak için meseleyi öncelikle somut bir gerçeklik olarak kavramamız gerektiğini ileri sürüyor. Donald Trump’tan tragedyalara, futboldan popüler müziğe kadar uzanan bu keyifli söyleşi, şiddetin panzehirlerinden birinin sanat olduğunu anımsatıyor.
Research Interests:
Download (.pdf)
Gayatri Chakravorty Spivak ile Brad Evans söyleşisi. Madun çalışmaları alanının en önemli isimlerinden olan Gayatri Chakravorty Spivak ile yapılan bu söyleşi, temelde " şiddet " kavramına odaklanmış olsa da, bu bağlamda hukuk, adalet,... more
Gayatri Chakravorty Spivak ile Brad Evans söyleşisi.

Madun çalışmaları alanının en önemli isimlerinden olan Gayatri Chakravorty Spivak ile yapılan bu söyleşi, temelde " şiddet " kavramına odaklanmış olsa da, bu bağlamda hukuk, adalet, direniş, feminizm ve edebiyat gibi alanlara temas ediyor. Adaletsiz bir hukukun körlüğüne dikkat çeken Spivak, " özgürlük pratiği " nin rahle-i tedrisatından geçmemiş bir toplumda hukukun bir şemailden ibaret olduğunu ileri sürüyor.
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Felsefi bir kavram, kendileri içsel değişkenler tarafından tanımlanan düşünce alanlarında pek çok işlevi yerine getirir. Elbette bu alanların içsel değişenler ve işlevlerle karmaşık ilişkisi içerisinde dışsal değişenleri de (şeylerin... more
Felsefi bir kavram, kendileri içsel değişkenler tarafından tanımlanan düşünce alanlarında pek çok işlevi yerine getirir. Elbette bu alanların içsel değişenler ve işlevlerle karmaşık ilişkisi içerisinde dışsal değişenleri de (şeylerin durumu, tarihteki uğrakları da) vardır. Bu da demektir ki, bir kavram birisi istedi diye basit bir biçimde hayata gözlerini yummaz; ne var ki yeni alanlardaki yeni işlevleri gereğince aşınır. Bir kavramı eleştirmenin neden ilginç olmadığı sorusunun da yanıtıdır aynı zamanda bu: Yeni işlevler inşa etmek ve onu yararsız ya da yetersiz kılan yeni alanlar keşfetmek çok daha önemlidir.
Research Interests:
Download (.pdf)
Mülteci krizi üzerine...
Research Interests:
Download (.pdf)
Etienne Balibar'dan çeviri.
Research Interests:
Download (.pdf)
Başka bir filozof yoktu! Bu kadar çok tartışılan, eserleri elden ele gezen ve filozof olmasının yanı sıra politik iktisatçı, sosyolog, tarihçi, bilim insanı, siyaset bilimci olarak da düşünülen biri… Bir yaşam formu daha yitip giderken,... more
Başka bir filozof yoktu! Bu kadar çok tartışılan, eserleri elden ele gezen ve filozof olmasının yanı sıra politik iktisatçı, sosyolog, tarihçi, bilim insanı, siyaset bilimci olarak da düşünülen biri…
Bir yaşam formu daha yitip giderken, onun hem içinden hem de dışından konuşabilmek kudreti, sadece kırılma anlarındaki büyük filozofların sahip olabileceği bir şey. Platon ya da Aristoteles, Machiavelli ya da Hobbes, Marx ya da onu önceleyen Hegel bu büyük kırılmalardaki birikmenin sonucu ve kopuşudur.
Marx’ın yazılarından derlenen bu kitap, sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda dünyada da en çok okunan, en iyi Marx antolojisi tanımlamasını hak ediyor. Marx’ın çalışmasının bütününü yansıtan, özgün pek çok düşüncesi arasında güçlü ilişkiler kurmamızı sağlayan eser, hem Marx üzerine derslerde kendisinden fazlasıyla yararlanılabilecek bir kılavuz niteliğine sahip hem de daha derinlikli çalışmalar için biçilmiş kaftan.

Kapital, Grundrisse, Alman İdeolojisi ve Kutsal Aile gibi Marx’ın en önemli eserlerinden bölümlerin yanı sıra, çok farklı konularda yazdığı, daha az bilinen kısa yazıları da dikkatle seçilmiş: Genç bir adamın babasına yazdığı edebi değeri yüksek mektupla açılış yapılıyor; doktora tezi, gazete yazıları, polemikleri, mektuplaşmaları, felsefeye, bilime, dine, politik-ekonomiye, ahlaka, hukuka ve bir bütün olarak çağına dair eleştirel ve aynı zamanda devrimci düşünceleri, Marx’ın bütünlüklü üslubu içinde açığa seriliyor. Her bir bölümün başındaki kısa açıklamalar, metinlerin tarihsel-politik bağlamını da anlamayı kolaylaştırıyor.
Marx’ın yaşamının farklı uğraklarını, yaşamı boyunca adım adım oluşturduğu düşüncesinin içinden geçerek okumak, heyecan verici bir serüvene davetiye çıkarıyor.
Marx’ı okumak hiç bu kadar zevkli olmamıştı!
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Felsefe Yazın, sayı: 18, 2011
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Sağlık Haberleşme Grubu [Groupe d’Information sur la Santé - GIS], Hapishane Haberleşme Grubu [Groupe d’information sur les prisons - GIP] model alınarak doktorlar tarafından kurulmuş bir platformdur. Kasım 1973 tarihinde Le Nouvel... more
Sağlık Haberleşme Grubu [Groupe d’Information sur la Santé - GIS], Hapishane Haberleşme Grubu [Groupe d’information sur les prisons - GIP] model alınarak doktorlar tarafından kurulmuş bir platformdur. Kasım 1973 tarihinde Le Nouvel Observateur’de ya- yımlanan bu metin, Michel Foucault’nun yanı sıra Alain Landau ve Jean-Yves Petit’nin imzasını taşımaktadır. Bu yazı, üç ismin birlikte kaleme aldıkları ve kürtaj hakkını savundukları broşürün yayım- lanmasından sonra gelen mahkeme celbine verdikleri açık yanıttır. –U.Ö.
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
Editörlüğünü Ali Özgür Özkarcı'nın üstlendiği "Ergin Günçe: Bir Kalkışma Yüreğinde Çiçek" kitabında bölüm.
Research Interests:
Günümüzü Felsefe İle Düşünmek içinde, İzmir: Ege Üniversitesi Yayınları, 2014.
Research Interests:
Mahmut Temizyürek Şiiri, 16. Altın Portakal Şiir Ödülü Sempozyumu kitabı içinde, İstanbul: Everest Yayınları, 2013.
Research Interests:
Biyopolitika: Foucault'dan Günümüze Biyopolitikanın İzdüşümleri, cilt: 2, Ed. Onur Kartal, NotaBene Yayınları, Ankara, 2016.
Research Interests:
Siyaset Felsefesi Tarihi içinde, ed. Ahu Tuncel-Kurtul Gülenç, Doğu Batı Yayınları, Ankara, 2013.
Research Interests:
POeLİTİKA: Ece Ayhan içinde, Der. Eren Barış, Ankara: Orta Dünya Yayınları, 2007.
Research Interests:
Universus Sosyal Araştırmalar Vakfı
uni-versus.org
Research Interests:
Download (.pdf)
7.12.2018  - Bilkent Üniversitesi Sosyoloji Topluluğu'yla "Biyopolitika: İktidar ve Direniş" (İletişim, 2018) üzerine sohbet...
Download (.pdf)
17 Mayıs 2018 - Kelimeler ve Şeyler'den Biyopolitikanın Doğuşu'na kadar "özne" kavramının Foucault'nun düşüncesindeki yolculuğu üzerine...
Research Interests:
Download (.pdf)
11 Mayıs 2018 - İstanbul Niccolò Machiavelli’nin Prens’i düşünce tarihinin en ilginç metinlerinden biridir. Öyle ki, Isaiah Berlin, “The Originality of Machiavelli” başlıklı yazısına Prens hakkındaki yorumların sayısının durmaksızın... more
11 Mayıs 2018 - İstanbul

Niccolò Machiavelli’nin Prens’i düşünce tarihinin en ilginç metinlerinden biridir. Öyle ki, Isaiah Berlin, “The Originality of Machiavelli” başlıklı yazısına Prens hakkındaki yorumların sayısının durmaksızın katlandığını ifade ederek başlar. Kimi yorumcular kitabın yurtsever bir yurttaşın İtalya’yı bütünleştirme çabası, kimileri muhteris bir iktidar düşkününün desise rehberi, kimileri siyaset alanında bilimsel bir inceleme, kimileriyse baştan sona bir ironi olduğunu ileri sürer. Epeyce kısa sayılabilecek ve yalın bir dille kaleme alınmış bir kitabın bu kadar çok ve farklı yoruma kapı aralaması oldukça dikkat çekicidir.
Yorumcular bu metni ele alırken genellikle virtù ve fortuna, yani “beceri” ve “talih” kavramlarına başvurur. Bunların Rönesans zihin evrenindeki yerini ele alır ve Machiavelli’nin kavramları kullanma biçimiyle nasıl bir kopuşa imza attığına vurgu yapar. Oysaki, Iris Murdoch’ın dile getirdiği üzere bir düşünürün ne anlatmak istediğini anlamak için neden korktuğuna bakmak gerekir. İşte, bu bakımdan Leo Strauss’un Thoughts on Machiavelli kitabında yaptığı gibi Prens’in “niyetini” değil, “neden korktuğunu” anlamaya çalışmak bu sunumun hedefi olacaktır.
Bu nedenle sunumumda virtù/fortuna ikiliğini bir yana bırakacağım ve Prens’in neden korktuğunu sormanın kitabı anlama çabasındaki okura siyasal psikolojinin alet çantasıyla ele alınabilecek başka terimler sunduğunu göstermeye çalışacağım. Bu bağlamda korkunun izinin “suskunluk” ve “şaka” temalarını sayesinde sürülebileceğini; Machiavelli’nin “korku”yu siyasal bir terim olarak devletin temeline yerleştirdiğini ve özellikle de kitabın üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümünde ele alınan “intikam korkusu” ve “intikam arzusu”nun prensin davranışlarını belirlemede büyük bir önemi olduğunu ileri süreceğim.
Research Interests:
Download (.pdf)
12 Aralık 2016 - Kocaeli
Research Interests:
Download (.pdf)
Research Interests:
Download (.pdf)
IV. Taner Yelkenci Devlet ve Hukuk Teorisi Sempozyumu, Kocaeli, 20 Mayıs 2016.
Research Interests:
Engaging Foucault, Institute for Philosophy and Social Theory, Belgrad, 7 Aralık 2014.
Research Interests:
17. Antalya Altın Portakal Şiir Panelleri, Antalya, 20 Şubat 2014.
Research Interests:
16. Antalya Altın Portakal Şiir Ödülü, Antalya, 23 Mart 2013.
Research Interests:
Kocaeli Üniversitesi IX. Uluslararası Felsefe Günleri, Kocaeli, 17 Mayıs 2011.
Research Interests:
Dil felsefesi, diğer felsefe disiplinleriyle karşılaştırıldığında görece geç olarak ortaya çıktıysa da yıllar boyunca özellikle bilgi felsefesi içerisinde kendi kozasını örmüştür. Özellikle 1960'lı yıllardan sonra giderek önem kazanmaya... more
Dil felsefesi, diğer felsefe disiplinleriyle karşılaştırıldığında görece geç olarak ortaya çıktıysa da yıllar boyunca özellikle bilgi felsefesi içerisinde kendi kozasını örmüştür. Özellikle 1960'lı yıllardan sonra giderek önem kazanmaya başlayan alan, postmodern görüşün ortaya çıkmasıyla birlikte sorgulanmadan, üstünde fazlaca durulmadan kabul edilmiş birtakım temel savların eleştirel süzgeçten geçmesiyle tartışmaya açılmıştır. 1990'lı yılların başına gelindiğinde artık felsefenin hemen her alanında dil felsefesinin bir payı olduğu görülmüştür. Böyle bir tabloda dil felsefesi içerisinde yer alan ?metin?, ?yazar?, ?okur?, ?anlam?, ?iletişim?, ?gösterge? gibi temel kavramlar büyük önem kazanmıştır. Bunlar içinde özellikle gösterge, büyük bir eleştiri süzgecinden geçmiş, çeşitli alanlardaki tartışmalara kaynaklık etmiştir. Bu anlamda gösterge kavramı yalnızca dil felsefesi için değil, felsefenin birçok alanı için önem taşır hale gelmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; gösterge kavramının tarih içerisinde, felsefe sahnesinde nasıl şekillendiğini göstermek ve söz konusu kavrama yöneltilen eleştiriler ile olumlamaların anlam dünyamızı nasıl değiştirdiğini sergilemektir. Birinci bölümde Charles Sanders Peirce'ün görüşleri, ortaya koyduğu çeşitli kavramlar ve üçlü yapılara dayanan gösterge anlayışı ele alınmıştır. Peirce'ün gösterge ve göstergeyi çevreleyen temel kavramlar içerisinde yaptığı ayrımlar incelenmiştir. Peirce, iletişim sürecinde konuşan/yazar yönünde bir tavır almıştır. İkinci bölümde ise Ferdinand de Saussure'ün görüşleri ele alınmış, gösterge kavramını ikili karşıtlıklara dayandırarak nasıl açıkladığı, temel kavramları ele alınarak incelenmiştir. Saussure de konuşan/yazar yönünde tavır almıştır. Bu iki düşünür tartışmanın modern ayağını oluştururken üçüncü bölümde postmodern ayağı temsil eden Jacques Derrida'nın ilk iki bölümde ele alınan düşünürlere yönelik eleştirileri gözden geçirilmiş, gösterge kavramının postmodern dönemde nasıl dönüşümlere uğratıldığı incelenmiştir. Ayrıca Derrida'nın gösterge kavramı yerine önerdiği ?iz? kavramının yapısı ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise üç düşünürün görüşleri çeşitli temel noktalar üzerinden karşılaştırılarak ne türden ?dünyalar? önerdikleri, kuramları ile hangi kapıları kapatıp hangilerini açtıkları ve Peirce'ten Derrida'ya gelen süreçte gösterge kavramının geçirdiği değişimin, anlam dünyamızı nasıl etkilediği tartışılmıştır. Ayrıca gösterge kavramının geleceğine yönelik saptamalarda bulunulmuştur.

---
Although when compared to other disciplines of philosophy, philosophy of language emerged relatively late, it spin its cocoon particularly in the field of epistemology for years. The field which gradually gained more importance especially after 1960s, upon filtering some basic theses which are unquestioned, accepted without stressing upon enough, together with the emergence of postmodern perspective, opened discussion. When it was early 1990s, it was acknowledged that now, philosophy of language has a part in almost every field of philosophy. In such a scene the basic concepts in philosophy of language like ?text?, ?writer?, ?reader?, ?meaning?, ?communication?, ?sign? gained great importance. Among these, especially sign has gone through a great filter of criticism and has been source for discussions in several fields. In this sense, the concept of sign has become important not only for philosophy of language but for many fields of philosophy. Main purpose of this study is to show how the concept of sign shaped before the scene of philosophy in time and to exhibit how the criticisms and affirmations towards the concept in question changed our world. In the first chapter, ideas of Charles Sanders Pierce, several notions he put forward, and the sign perception based on triple systems were discussed. The distinctions of Peirce made among the basic concepts of sign and concepts surrounding sign were examined. Peirce adopted an attitude towards speaker/writer in communication process. In the second chapter, ideas of Ferdinand de Saussure were discussed, the way he interpreted concept of sign by grounding on binary oppositions by discussing its basic concepts was examined. Saussure adopted an attitude towards speaker/writer, either. As these two philosophers compose the modern side of the argument, in the third chapter, the criticisms of Jacques Derrida, who represents postmodern side, for the philosophers discussed in first two chapters were examined and how the sign concept was transformed in postmodern period. Besides, the structure of the concept of ?trace? which Derrida suggested instead of sign was examined. In the conclusion chapter, by comparing the ideas of three philosophers upon several basic points, what kind of ?worlds? they suggests, by their theories which doors they opened or closed, and how the transformation sign concept undergone in the period from Peirce to Derrida affected our world were discussed. Also determinations concerning future of concept of sign were made.
Research Interests:
Download (.pdf)